Hava kararmış acil tenhalaşmıştı, biraz dinlenmek için koridorda pencerenin yanında durantekerlekli sandalyenin yanına giderek sağ bacak ve ayağımı sol bacak ve kalçamın altınaalarak sandalyeye oturdum. Dışarıda hava karamış hafiften yağmur çiseliyordu. Öyle usulcaoturmuş, romantik anlar yaşarken yanıma boylu poslu, elleri kafam kadar bir adam yaklaştı veyan tarafımdaki küçük sandalyeye oturdu. O kadar iriydi ki basenleri sandalyeden taşıyordu.İsteksiz bir selamlaşmadan sonra,
-Geçmiş olsun dedi.
-Teşekkür ettim. (Aslında teşekkür selamlaşmamın devamıydı, niçin geçmiş olsun demişti çok üzerinde durmamıştım)
-Ne iş yapıyorsunuz.?
-Öğrenciyim efendim.
-Bu halde ve öğrencisiniz.?!
-Nasıl.?
-Kiminiz kimseniz yok mu.?
-Ailem başka bir ilde.
Birden gözlerinden o cüsseye çok uygun olmayan minik gözyaşları damladı. Kocaman sağ eli
ve kolu ile gözyaşlarını sildi.
-Bu şartlarda ve kimsesiz ırak illerde ha.!
-Nasıl efendim.?
Coşkuyla ayağa kalktı ve
-Bu gece yalnız değilsin ve tıka basa doyacaksın dedi.! Söyler söylemez de tekerlekli
sandalyenin arka taraftaki kollarından (tutamaç?) tutarak hızlı bir şekilde beni acilden çıkardı.Hani filmlerde olur ya sevgililer yağmurda koşar, o ağaca dokunur, bu ağaca dokunur ya daözgürlüğe koşuş coşkusunda hafif aykırı bir tarzda hızlı bir şekilde tekerlekli sandalyeyisürmeye başladı. Düşeceğim diye korkmaya başladım, tangır tungur bozuk yolda gidiyorduk,ben sımsıkı tutunmuştum. O kalın sesi ile bağırıyordu ve benim de bağırmamı istiyordu.
-Bu gece yalnızlık yok, aç kalmak yok, sevgi var aşk var, yağ yağmur daha hızlı yağ.!
-Düşeceğim ya, off çekilmez çile, romantik bir dev ile olmak.
Sırılsıklam olmuştum. Kafeteryaya yaklaştık ama oraya gitmek için yaklaşık onmerdiven inmemiz gerekiyordu. Sandalyeyi tuttuğu gibi kaldırdı, inleye puflaya merdivenlerden indirdi. Düştüm düşeceğim korkusuyla kalbim hızlı atmaya başlamıştı. Beni kafeteryanın biraz uzağına bıraktıktan sonra alışveriş yapmaya gitti. O gittikten sonra bacağım da uyuştuğundan sağ bacağımı sol kalçamın altından çıkarıp, ayağa kalktım. Biraz sonra geldi, elinde karton bardağa koyulmuş çaylar ve poşette de mis kokan tostlar vardı. Önce hafiften gülümsedi, ben de gülümsedim sonra aniden yüzü kıpkırmızı oldu,
-Senin sağ bacağın kesik değil miydi.?
-Hayır efendim.
-Yani ampute bacakla bu sandalyede oturmuyordun.!
-Yok efendim ben biraz dinlenmek için..
dememle çayları yere fırlattı, büyük ayakları ile üstünde tepindi.
-Defol git ..an.!
-Aaaa beyefendi ne diyorsunuz hani aşk sevgi,
-Sus ..an deyip tekerlekli sandalyeye bir tekme atıp elinde tostlarla uzaklaştı. (Tostlardan birini verseydi ya)
Arkasından,
-Be be beyefendi bu devlet malı diyebildim ve tekerlekli sandalyeyi merdivenlerden zorla çıkarıp gecenin ıssızlığı ve yağmur altında acile doğru yol aldım. Psikiyatrik açıdan yazıya baktığımızda iyilik yapan birini ve coşkusunu görüyoruz,bu iyilik onun da bir yerlerine merhem (ne güzel bir kelime) olmuştur. Ya sonrası, kandırıldığını düşünüp benliğine bir ok aldı diyebiliriz ama yine de böyle davranmamalıydı diye düşünüyorum, yok olur mu adam doğru yapmış diyenlerle de sabaha kadar tartışmaktan çekinmem. Aaaa bir de karakterin tostlardan birini verseydi demesi de yazarın açgözlülüğünü gösteriyor derim, yok canım niye açgözlü olsun, tostlar ziyan olmasın diye söylemiştir diyenleri de bu saflıklarından dolayı kutlarım
Psikiyatrist Dr.Levent Tukuş
İzmit, Tamgün ofis
Tel.:5072431981



Yorumlar (0)