Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit. A fugiat labore minus, molestiae nihil tempore. Ad, autem, sit.

Köşe Yazısı

RESİLİENCE (DUYGUSAL DAYANIKLILIK)

Çağla Gençtürk 01.12.2024 75

 

"Resilience" kelimesinin tam Türkçe bir tanımı olmamasına rağmen, çeşitli alanlarda araştırmalara konu olmuş ve bazı kaynaklarda "psikolojik dayanıklılık" olarak geçse de aslında toplumsal olarak da etkili tanımları olduğunu söylemek mümkün. 

 

RESİLİENCE (DUYGUSAL DAYANIKLILIK)

 

"Resilience" kelimesinin tam Türkçe bir tanımı olmamasına rağmen, çeşitli alanlarda araştırmalara konu olmuş ve bazı kaynaklarda "psikolojik dayanıklılık" olarak geçse de aslında toplumsal olarak da etkili tanımları olduğunu söylemek mümkün. 

Toplumsal düzeyde "resilience" nedir sorusuna cevap arayan araştırmacılar ise şu açıklamayı yapmışlardır: Resilient olmak için kişi önce bir risk durumu yaşamalı ve sonra başarılı bir şekilde bu riske yanıt vermelidir. Resilience, büyük risklere başarılı bir adaptasyonel yanıttır. Dolayısıyla riske maruz kalmayan kişinin resilient olduğu söylenemez. Kavramsal olarak resilience, bireysel özelliklerin ve çevresel koşulların işlemsel bir ürünüdür. 

Risk hayatın her alanında var. Şu anda toplumsal olarak da birçok alanda risk altında olduğumuzu düşünürsek resilience oranımızı bugünlerle nasıl başa çıktığımız gösterecek diyebiliriz. 

İşletmeler ve organizasyonlar için resilience önemli bir kavram olarak sürekliliğini koruyacak olup yönetim ve organizasyon literatürü, işverenlerin çalışanlarının resilient olmalarını arzulayacaklarını ifade etmiştir.

Çalışanlarda resilient olma özelliği neden önemli diye soracak olursak, iş hayatının stresinin hep yüksek olması, belirsizliklerin her daim var olması, mücadele ve rekabet içermesi, yalan, iftira veya hakarete maruz kalınabilmesi, teknoloji ile birlikte gelen yeniliklerin gerisinde kalma ihtimalinin verdiği gerginlik başta olmak üzere birçok olumsuzluktan bahsedebiliriz. 

Bir çalışanın resilient olması yaşam tecrübesiyle doğal olarak artabileceği gibi kendisini bu konuda farkındalıkla geliştirmek isterse daha erken de bu özelliğe kavuşabilir bana göre. Öncelikle kendi duygularımızı ve stres tepkilerimizi tanımamız gerekir. Kendisinin ve tepkilerinin farkında olan kişi gelişime daha kolay ilerler. Başkalarıyla pozitif ilişkiler kurmak da bu konuda iyi gelebilir. Acar Baltaş hocamızın “Hayatın hakkını vermek” adlı kitabında uzun yaşayan toplumlarla ilgili yapılan araştırmalarda sosyal olarak iyi ilişkiler geliştiren ( komşuluk, bir masa etrafında derin sohbetler edip paylaşımlarda bulunmak, birbirinin yanında olduğunu hissetmek vb. duyguların bu konuda önemli olduğu görülmüş)kişilerin daha uzun yaşadıkları belirlenmiştir. Değişimlere açık olmak, yeni durumlara hızlı adapte olmak yani esnek olabilmek stresle mücadele için çok değerlidir. Zihin sağlığı için meditasyon ve nefes egzersizleri yapmak da yavaşlamaya ve sakinleşmeye yardımcı olur. Kişinin problem çözme yeteneklerini geliştirmesi, zorluklarla karşılaştığında analitik düşünebilmesini sağlar. Olumsuz düşünceler geldiğinde onlara farklı bakış açıları ile bakabilmek ( bu konuda Tasarım Odaklı Düşünme yani TOD’un faydası olabilir, onu başka bir zaman detaylı yazacağım) önemlidir. Geri bildirimlere açık olmak, geri bildirim geldiğinde bunu bir saldırı olarak değerlendirmek yerine gelişim için bir anahtar olarak görebilmek çok ama çok kıymetlidir ve bize faydası büyük olur. Yani ne kadar resilient olabildiğimiz hem yaşam kalitemizi hem de iş hayatında nasıl bir duruş göstereceğimizi, işletmeler tarafından ne kadar tercih edileceğimizi belirleyecek. Aklı olan bu konuda kendisini geliştirir diyorum. 

 

 

Yorumlar (0)

Bu yazıya henüz bir yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Bu Kategoriye Ait Diğer Yazılar

Logga in
Logga in
support@taintedminds.org
service@taintedminds.org