Yolculukta soru sormak ve verdiğimiz cevaplarla kendimizi tanımak en anlamlı adım olacaktır.
Sorulara ve yanıtlara geçmeden önce, soru sormanın nasıl işlediğini ve nasıl fayda sağladığını inceleyelim. Beynimizin bir yarım küresi soru sormaya programlıyken diğer yarısı ise yanıtlamaya programlıdır. Bir soru sorulduğunda beynimiz uyarılarak serotonin salgılamaya başlar. Bu serotonin salınımı, beynin gevşemesine ve tüm bölgelerinden veri toplamasına olanak tanır. Böylece beyin, yanıtları en ince ayrıntısına kadar bulur ve etkili çözümler geliştirir. Yani, kendi sorularını sorup kendi cevaplarını bulabilme becerisi ile beynimiz hem soru hem de çözüm üretme konusunda benzersizdir.
Kendimize hangi soruyu sorarsak soralım, mutlaka bir yanıt alırız. Önemli olan, hayatta doğru soruyu sormaktır. Ancak çoğu zaman sorularımızı başkalarına yöneltir ve doğru cevapların hep dışarıda olduğunu zannederiz. Oysa işin özü, doğru soruyu kendimize sormakta gizlidir. Cevap zaten içimizdeyken, neden dışarıda ararız?
Hayatta en uzun süreli ve en derin ilişkiyi kendimizle kurarız. Diğer tüm ilişkiler zaman zaman birer birer gelir ve gider; biz ise durumlara, olaylara ve insanlara göre hayatımızı şekillendiririz. Kimi zaman akışa izin veririz, kimi zaman da direnç gösteririz. Böyle anlarda dışarıdan bir yardım almak ya da kendi kendimize yardım etmek isteyip istemediğimize karar vermemiz gerekir. Bu kararı kendimize sorup cevaplamadan nasıl vereceğiz? Peki kendimizi tanımıyorken hangi soruları soracağımızı nasıl bulacağız? Veya doğru soruları sorup sormadığımızı nasıl anlayacağız?
Yaşantımızda sadece kendimize değil, hayata da sorular sorarız. Hayat, izler ve işaretlerle bağlantı kurarak bize yanıt verir. Düşünce şeklimizdeki en küçük bir olumlu değişim bile, tüm yaşam alanlarımıza etki ederek sorunlarımızı çözmemize yardımcı olur. Doğru soru, bizi olumlu değişimlere yöneltecek olan bir kapı görevi görür. Küçücük kelimelerin yarattığı fark müthiştir; kullandığımız her bir kelime (farklı bir frekansta) farklı bir etki yaratır. Söylediklerimiz düşüncelerimize, düşüncelerimiz duygularımıza, duygularımız davranışlarımıza dönüşür; bu dönüşüm gerçekleştiğinde ise değişmiş oluruz.
Unutmayalım ki, yanlış adımlar atmak da bu uzun ve karmaşık sürecin doğal bir parçasıdır. Hiçbir gelişim, hatalar ve denemeler olmadan tamamlanmaz. Önemli olan, hatalara takılıp kalmak yerine onlardan ders çıkararak deneyime dönüştürebilmektir. Hatalar, farkındalığımızı artıran birer öğretmendir ve her düşüş, daha bilinçli adımlar atmamız için bir fırsat sunar. Zamanla, bu farkındalık yalnızca kendimize değil, çevremize de yayılır. Kendi yolculuğunda bilinçlenen bireyler, bu dönüşümü gelecek nesillere de aktarabilir.
Tüm bunları gerçekleştirebilmek için önce doğru soruları sormayı öğrenmemiz gerekir. Sorduğumuz her soru, farkındalığın kapısını aralar ve kendimizi tanıma yolculuğundaki adımları atmamızı sağlar. Her soru, zihnimizde yeni düşünce yolları açar ve içsel dünyamızın gizli köşelerini aydınlatarak davranışlarımıza ve hayatımıza yansıyacak dönüşümü başlatır. Biz koçlar bu nedenle, seanslarımızda danışanlarımıza güçlü sorular sorarız. Gerçek dönüşüm, sorularla başlayan ve farkındalıkla derinleşen bir süreçtir. Güçlü ve doğru sorular hem soruyu soran hem de soru sorulan için farkındalık oluşturur. Farkındalık oluşmasıyla birlikte merak ve öğrenme gerçekleşir, sorular son bulur ve artık harekete geçme zamanı gelir. Eksiklerimizi ve güçlü yönlerimizi fark ederiz. Hayata dair bakış açılarımızın ve hayattan aldığımız işaretlerin değişmesini mümkün kılarız. Kendimizi daha iyi tanıdıkça, çevremizle kurduğumuz ilişkilerde de daha sağlıklı ve bilinçli adımlar atmaya başlarız. Farkındalıklarımız bizi daha dengeli bireyler haline getirir.
Peki, güçlü ve doğru soru nasıl sorulur? Kısa ve öz sorular sorun. Sorularınız mutlaka açık uçlu olsun. Sorularınız bir sorunu dile getirmeyi ya da bir sorunu onaylatmayı içermesin. Doğru zamanda ve doğru yerde sorun. Her zaman işinizi kolaylaştıracak sorular sorun. Güçlü soru sormak demek, uzun uzun cümleler kurarak karmaşık bir soru kalıbı yaratmak anlamına gelmez. Bunun yerine; sorulması gereken yerde, amacına uygun, anlaşılır ve etkili soru sormak demektir. Farkındalığınızın başlaması için örnek olarak kendi seanslarımda danışanlarıma sorduğum birkaç soru kalıbı vermek isterim;
- Benim kurallarım ve sınırlarım neler?
- Zihnimdeki beni ben olmaktan alıkoyan kurallarım, hayatıma nasıl yön veriyor?
- Kurallarım ve sınırlarım bana mı ait yoksa bunları benimsememde çevre faktörünün etkileri var mı?
- Kendime kurallarımı ve sınırlarımı deneyimlemek için hata yapabilme opsiyonu tanıyan bir izin verdim mi?
- Her sabaha uyandığımda kendim olmaktan ne kadar mutluyum?
- Ben birlikte olmak istediğim kişi miyim?
- Olduğum gibi miyim? Ya da olmamı beklenen kişi miyim?
- Ben kimim?
- Seni harekete geçmekten alıkoyan ne?
- Bu şekilde düşünmene sebep olan ne?
- Buna sahip olduğunda nasıl bir sen olacaksın?
- Nasıl başarılı bir koç (kendi mesleğinizi veya yerine geçmesini istediğiniz titri baz alabilirsiniz) olabilirsin?
- Bu durum sana ne hissettiriyor?
- Ne yaparsan hedefine giden yolda bir adım daha atmış olursun?
- Neleri daha iyi, daha farklı yaparsan mutluluğu yakalarsın?
Bu sorular ve cevapları size ne hissettirdi? Soruların gücü size sizi fark ettirerek şu an içerisinde bulunduğunuz birçok durumu tanımlamanıza ve yaşadığınız birçok sorunu çözmek için aksiyon planları oluşturabilmenize yardımcı olacaktır. İlk olarak kendimize ve ardından da çevremizdekilere ne kadar çok soru sorarsak, o kadar güçlü bir soru dağarcığımız olur. Böylece sorularımız daha derin anlamlar içermeye ve dönüşümünüzü daha etkili bir şekilde tetiklemeye başlar.
Bir sonraki yazıya kadar bu soruları her gün değişim dönüşüm defterinize yazarak sorun. Sizin için anlam taşıyan yeni sorular ekleyerek süreci zenginleştirebilirsiniz. Her gün aynı, kendinize soru sormaya devam edin. Sorular her gün aynı kalsa da verdiğiniz cevapların zamanla değiştiğini fark edeceksiniz. Çünkü farkındalığınız arttıkça dönüşümünüz de başlayacak. Kendinize verdiğiniz yanıtlar derinleşecek ve içinizde kurduğunuz iletişim güçlenecek. Unutmayın, kendimize davranış biçimimiz de dönüşümün bir parçasıdır. Kendinize, tıpkı sevdiklerinize davrandığınız gibi sevgiyle, anlayışla ve motive edici sözlerle yaklaşmak bu süreçte ilk adımınız olsun. Bu anlayışı, sorularınızı yanıtlarken her zaman hatırlayın ve kendinizle kurduğunuz iletişimin kalitesini artırmak için özen gösterin.
Sevgilerimle,
Yasemin Genç



Yorumlar (0)